BÜYYÜKLERE(!) AĞIT
Cesetlerimizi, sizlerin de elinden geçmiş hamurumuzu ayaklarınızın altına seriyoruz! Belki biraz olsun düzenin kirli toprağından çıkıp, tabutlarınızı aralayıp ölü bedenlerimizi görürsünüz! Hala gözleri görüp, kulakları işitip de içinde biraz olsun vicdanı barındıramayanlar varsa bu tabuta, mezar taşına bir de içindekinin aynı zamanda kendi yansıması olduğunun farkına vararak baksınlar! Neyiz ki biz? Ne için bu kadar zulüm? Damarlarımızda akan kanı durdurmak için mi? Bıraktığınız tecrübelerin aptallıklarınızdan başka bir şey olmadığı bu eğitimde nereye kadar koşacağız.
Tabutlara erkenden giriyoruz artık gözleriniz görürken, kulaklarınız duyarken ve kiminiz tebeşirli kiminiz sopalı ellerinizle çocuklara, gençlere dokunurken. Ne yapıyoruz biz tabutta? Yaşamak hepimizin hakkıyken bir daha hatırlayamayacağımız soruları, cevapları mı ezberliyoruz? Üzerimize her gün atılan taze toprakla kendi içimize gömülüp kayboluyor muyuz? ÖSS’nin başımıza güneş gibi geçmesine ve bizi kusturmasına göz mü yumuyoruz? Tahtaları kemiren kurtçukların bedenimizde gezinmesini mi bekliyoruz? Elimizi anlık dirilişlerle dışarı uzatıp korku çınlamalarıyla geri mi çekiyoruz? HAYIR!!! Biz yok olup gitmedik, yaşıyoruz ve yeniden doğuyoruz umutlarımızdan, hayal gücümüzden ve bizi ayakta tutan insani tepkilerimizden! Nefes alabildiğimiz sürece umut bende, sende, sizde, herkeste, hepimizde var olmaya devam edecek!
Bir kunduzun kanadına takılıp geldik okula (Hafız Osman’ın deyimiyle ’ahır’a) yeniden. Bakıyoruz da sizi boş bırakmaya gelmiyor hemen kuduruyorsunuz. 24 Kasım’da verdiğimiz iğneler fayda etmedi anlaşılan. Bu sefer tabuta büründük de geldik. O çok sevip bağrınıza bastığınız hafif boğduğunuz ve şaplağı yapıştırdığınız öğrenciler tabuta giriyor her sene. Düşünüyor musunuz neler kaybettiğimizi ve sizin de yitirdiklerinizi? Bırakıp ruhumuzu, yaşamımızı, özgürlüğümüzü gözlerimiz kapalı giriyoruz kefeni giyip tabutumuza. Ama bir delik var hava giriyor içeri, nefes alsak yırtacağız kefeni. Hey öğretmen, sen de girdin çoktan bu tabuta, e ne duruyorsun bir bak kendine, hala tabutta olmaya devam mı edeceksin?